IMG_3087

Olga, Maşa ve İrina… Taşrada sıkışıp kalmış bu üç kız kardeşin hikayelerini ilk okuduğumda en çok İrina’ya üzülmüştüm. Doğum gününde çok sevdiği babasını kaybeden ve oracıkta acıdan bayılan naif İrina. Çehov’un bu güzelim oyununun ilk perdesinde babasının ölümünün üzerinden tam bir yıl geçmişken görürüz onu; bulutların üzerinde asılı kalmış bir peri kızı gibi dalgın, uzakları seyreder. Ah! Nasıl da kırılgan, hülyalı ve ah !beyazlar giyen bir kadın için ne kadar da telaşlıdır. Bütün oyun boyunca en çok onun ayaklarına dolanan ve en çok onu heyecanlandıran bu arzu Moskova’ya çabucak gitme telaşıdır. Bu taşra kentinin yapışkan sıkıcılığı üç kız kardeş içinde en çok onu incitir. Bu prenseslere yakışan zarafet, bu üç dili kusursuz konuşan zeka, ve üçünün içinde bir yüzük taşı gibi parlayan güzellik bir taşra kentinde mi solacaktır. Ve Tanrı korusun ! eğer öyleyse taşrada sıkışıp kalmış bu Boğa burcu kadınına yazık hem de çok yazık olacaktır.

Tuzenbah, Selyonıy ve Fedotik uzak bir taşra kentinde bulunabilecek iyi kısmetler olsalar da İrina’nın dişinin kovuğuna dahi gitmezler. Şu hayatta en çok kendini seven Boğa burcu kadınının kalbini boya kalemi takımı bile yumuşatamaz. Oysa, Fedotik bu zarif hediyesini İrina gibi bir Boğa burcu kadınına vereceği yerde Olga gibi bir Kova kadınına verse hem baştacı edilir hem de gönül salıncağında sonsuza dek usul usul sallanırdı. İrina’nın böyle inceliklerle oyalanacak, bir aşkın gölgeliğinde hülyalı hülyalı dinlenecek vakti yoktur. Ama bakın! bir Boğa burcu kadınına hem prensip olarak hem de biraz korktuğum için haksızlık etmek istemem. Belki boya kalemi değil ama şöyle uğruna silahların patladığı bir düello onu biraz olsun oyalayıp gururunu okşayabilecektir.

İrina gibi bir Boğa burcu kadını bir gönül macerasını ancak nihai bir amaca hizmet ederse değerlendirilmeye alacak ve onu, bu sıkıcı taşra kentinden kurtarıp Moskova’ya götürebilecek adayın yıldızının parlaması da bu vesileyle sadece Tuzenbah’ın şansı olacaktır. Aslına bakarsanız İrina’nın bütün gün fal bakması, çalışmanın erdemi üstüne nutuklar atıp sonra girdiği işleri küçümsemesi, yaşlı dadısını sürekli azarlaması hep şu hayatta uğradığı haksızlıklar yüzündendir.

Herşeyin en güzeline, en iyisine layık bu eşsiz güzellik şu hayatta layık olduğu ikbali bulamayıp hep mahzun kalmış ve hatta abisini baştan çıkaran şu köylü kızı Natalya kadar bile şanslı olamamıştır. O zaman gelsin öfke krizleri gelsin düşüp bayılmalar.

Aslında bütün dramaqueenlerin ilgi çekmek için kullandığı bu öfke krizlerini Boğa burcu kadınları öylesine ustalıkla kullanır ki ne yaparlarsa yapsınlar sonunda kendinizi onlar için üzülürken bulursunuz. Mesela banyoda adam kesip, doğrasalar canım fayansların derzleri hep kan içinde kaldı diye öyle çok göz yaşı dökerler ki hayranlarına ellerinde cifli bezle banyoya koşmaktan başka şans bırakmazlar.

İrina’nın çalıştığı postaneye gelen oğlu yeni ölmüş kadın da işte tam bu yüzden suçludur. Oğlunun ölüm haberini ileteceği adresi üzüntüden hatırlayamamış ve yorgun İrina’yı boşu boşuna uğraştırıp en sonunda ağzının payını almıştır:

– “ Seninle uğraşacak zamanım yok evime gideceğim!!”

Bir Boğa burcu kadınını istediği dışında meşgul eden ve değerli zamanını alan herkes yerini bilecektir!; Oğlunu yeni toprağa vermiş olmak asla bir Boğa burcu kadını karşısında haklı olmayı gerektirecek türden bir mağduriyet değildir. Kendinize geliniz!

İrina’nın şahsında bütün Boğa burcu kadınlarını bu yazıdan dolayı istemeden de olsa üzmüş olduğumu düşünerek onlara nasıl davranmamız gerektiği konusunda kısa bir liste yaparak bu yazıyı sonlandırmak isterim.

Ders 1- Bir Boğa burcu kadınını gereksiz yere meşgul etmeyiniz!

Ders 2- Boya kalemi takımı gibi gereksiz hediyeler vererek hayal gücünü zorlamayınız!

Ders 3- Aşık olmasını bekleyerek kendi zekanızı ve vaatlerinizi hafife almayınız!

Ders 4- Seri katil bile olsalar elbiselerine sıçramış kanlardan ne kadar bîzâr olduklarını görmezden gelerek kalplerini kırmayınız!

Sevgili İrina umarım kalbinizi kırmamışımdır, sizin gibi güzel ve zeki bir kadının her zaman daha iyi talipleri çıkacaktır lütfen bu konuda müsterih olunuz. Sizi derinden üzen taşınma meselesine gelince, önümüzdeki bahar Moskova gecelerini şenlendirme fırsatı bulacağınıza eminim. Sevgiler…

Anton Çehov, Üç Kız Kardeş, Çeviri: Ergin Altay, Bilge Kültür Sanat