IMG_2108

Aradan geçmiş bunca zamandan sonra tam da o kötü günde çekilmiş fotoğraflarına bakıyorum ve çok güzel olduğunu düşünüyorum. Öleceğini anlamış bir insandan çok daha güzel ve çok daha mağrur.

Asılan bir insanın boynunun kırılıp ölmesi arasında geçen süre ağırlığına ve boyunun uzunluğuna bağlı olarak değişirmiş. Mary bir insan olmadığı halde bir insanmış gibi idam edildiği için 5 tonluk gövdesi ölüme tam dört saat direnmiş .Yağmurlu ve sisli bir eylül günü 2500 kişinin gözleri önünde yavaş yavaş ölmüş.

Adını aldığı Meryem gibi çok güzel. Fotoğraflarına uzun uzun baktım, boynunun sırtı ile birleştiği yerde ince tüy öbekleri var, böyle sanki küçük kahverengi çalılar gibi, bir de kirpikleri ….tül gibi, ince, şeffaf ve isli bir gri.

Mary, bir Asya fili. Asya filleri hem çabuk evcilleşebiliyorlar hem de gün içinde uzun kilometreleri çok ağır yüklerle yürüyebiliyorlar. 1916 yılında Amerika’da Tennessee’de bulunmasının sebeplerinden biri de işte bu metaneti ve insanlara çabuk alışabilmesi.

Her şey ölümünden iki gün önce oluyor. Ucunda sivri bir demir olan sopayla her zaman olduğu gibi kulaklarının arkasından, çenesinin ucundan ve bacaklarından dürtülüyor ki; daha önce binlerce on binlerce kez yapılmıştı bu Mary’e.  Gösteri için yapılan hazırlıklar uzun ve zahmetlidir. 230-250 kilo samanın ve 200 litre suyun karşılığı verilmeli, eğlenceye kusursuz hazırlanılmalı ve insanlara bilet parasının karşılığı ödenmelidir.

Ama o gün Mary, ucunda sivri bir kancanın takılı olduğu demir sopayı her zamanki gibi hoşgörüyle karşılamıyor. Sopa önce bacaklarına iniyor, Mary ince bir homurtu çıkarıyor, sonra kulağının altına inen demirle birlikte cinnet anı geliyor. Kısa ama tüyler ürperten bir bağırışın ardından eğiticisini ayaklarının altına alıyor ve adamın başını parçaladıktan sonra hortumuyla fırlatıp atıyor. Ölüsünü bile yakınında istemiyor .

Ölümünden hemen sonra cesedine bakan bir veteriner tam çenesinin altında dişinden kaynaklanan büyük bir apsenin olduğunu söylüyor. Cinnete sebebin o apse mi ? Yoksa senelerce yarı aç yarı tok, demir bir sopayla dürtülerek hoplayıp zıplamaya, saçma sapan sirk numaraları yapmaya mecbur bırakılması mı ? bilinmez.

Mary cinnetinden hemen sonra bir vagona koyularak yakınlardaki demiryolu yapım şirketinin bahçesine getiriliyor ve orada da idam ediliyor.

13 Eylül 1916’ da vagondan indirilip asılacağı uzun vincin asansörüne doğru yürütülürken diğer fillerin ortasına alınıyor ve idam sehpasını önceden görmesi engelleniyor. Ancak görgü tanıkları Mary’nin yüz ifadesinden ve diğer filleri sarmış hüzünden öldürüleceğini bildiğinden neredeyse eminler.

Kalın zincirlere bağlanıp vincin ucunda yükseldikten kısa bir süre sonra kalça kemiği kırılıyor ve 5 tonluk  bedeni zincirlerden kurtulup yere çakılıyor. Tekrar vince  yüklenen Mary’nin  parçalanmış vücudunun çırpınması 4 saatin sonunda duruyor. Kalabalığa hayretle bakan gözleri açık, hortumu kalbinin üstüne doğru eğik, bir süre daha yağmurun altında ıslanıyor. 2500 kişilik kalabalık vincin ucunda sallanan gri ve ıslak kütlenin artık bir ceset olduğuna ikna olduktan sonra vincin ucundan indirilip bilinmeyen bir yere gömülüyor.

97 yıl sonra yerini bulur mu  bilmem ama, her gece uyumadan önce Mary’den özür diliyorum. Kalbim, öleceğini bilen bir fil gibi kederli ve çaresiz… özür diliyorum…