IMG_2182

Size Borges’ten duyduğum alçaklık hikayelerinden bahsetmek istiyorum. İçlerinde katiller, korsanlar, kadın satıcıları, günahkar keşişler ve iğrenmeden bakamayacağınız uzun gölgeler var. Ölümlerinden sonra hepsinin aynı büyük  karanlıkta yok olacaklarına inansak bile hikayelerinin tarihte kapladığı lanetli yer canımızı uzun bir süre daha yakmaya devam edecek. Borges’in tarihin çeşitli dönemlerinden ve farklı coğrafyalardan hikayelerini derlediği alçakların temel özellikleri günahlarından utanacak bir vicdanlarının olmayışı.

Şimdi gelin “Zalim Kurtarıcı Lazarus” un alçaklığı ile başlayıp içimiz kararana kadar devam edelim ; 1517 yılında da tıpkı bugünkü gibi insanların içlerinde çalışırken öldüğü madenler vardı ve en büyüklerinden biri de Antiller’deki altın madeniydi. Cehennnem çukuruna benzeyen bu madende çürüyen beyazlara çok üzülen İspanyol misyoner Bartolome, Kral V.Carlos’a bir öneri sunar; “Tanrının sevgili kulları olan beyazlar değil, zenciler çalışmalıdır bu lanet yerde!”

Yıllar sonra bir kitabın rehberliğinde, alçaklığa iç bulantısıyla bakmaya çalışan bizler, Bartolome’nin sunduğu bu “ vicdanlı” teklife yaklaşık üç asır sonra gelecek olan Amerikan İç Savaşı’nı ve Alçak Lazarus’un hikayesini de borçluyuz.

Lazarus’un Borges tarafından anlatılan rezil hayatı kölelerin kırbaçlanarak ölümüne çalıştırıldıkları güney çifliklerinde başlar. Kitab-ı Mukaddesi hatmetmiş, “canilere özgü bir ağırbaşlılıkla donanmış bu güneyli beyefendi” önceleri kutsal kitaptan vaazlar okuyarak kandırdığı insanların atlarını çalarak başlayacaktır alçaklık kariyerine. Hırsızlık ve hilekarlıkla yakaladığı şöhretini alçaklık tarihine yazdıracak olan iblisliğe ise kölelerin umut tacirliğini yapmakla başlar.

Adamları güneydeki bütün çiflikleri dolaşarak sırtları kırbaç yarasından irin tutmuş kölelere özgürlük vaat ederler. Parmaklarında parıldayan altın yüzüklerle zavallı zencilerden birine yanaşıp efendisinden kaçıp kendini onların satmasına izin verirse paranın yarısını vererek ikinci kez kaçmasına yardım edeceklerini söylerler.  Bu iğrenç teklifle yetmiş kadar kölenin kendilerine inanıp kaçmasını sağlarlar. Kaçan köleleri bir kez daha satıp paralarını aldıktan sonra ikinci kez kaçmalarına yardım eder ve sonra köpeklerden, bataklıklardan, kırbaçtan ve dünyadan sonsuza dek kurtarırlar… Özgür kalacağı anı hasretle bekleyen köle kafasına inen sopadan sonra Mississipi’nin karanlık sularını boylar. Çiftliklerinden kaçan kölelerden bir daha hiç haber alınmadığı için uzaklara kaçtıkları hayal edilir böylelikle Lazarus’un hilekar alçaklığı özgürlük vaat etmeye devam eder.

Alçaklığın Evrensel Tarihinde’n sizlere bahsetmek istediğim ikinci ve son hikaye  İlahiyetçı Melancthon’un Ölümü; Meleklerin anlattığına göre günahsız olarak sonsuzluğa göçenler yeni yerlerini yadırgamasınlar diye bu dünyadaki evlerine benzer yerlerde ağırlanırlarmış. Selameti özleyen bir ruh için hayırseverliğin gerekli olmadığını sadece inancın yeterli olduğunu düşünen Melancthon öldüğünde güzel bir evde ağırlanacağına öylesine eminmiş ki gittiği yerde de tıpkı yaşarken olduğu gibi iblislere uşaklık ettiğini uzun süre anlayamamış.

Bu alçaklık hallerine dair en iyi sonu ,yolunu şaşırmış ruhların çekeceği azabı anlatan Mervli Hakim’in hikayesinden küçük bir alıntıyla bitirmeli

“ Yolunu şaşırmış her ruh, 999 alev hükümdarlığında; ve hükümdarlıkta 999 alev dağında; ve her dağda 999 alev kalesinde yanacak; ve her her yatakta kendi suretine bürünmüş alevlerin 999 çeşidinde ebediyete kadar azap çekecektir”

Alçaklığın Evrensel Tarihi; Borges’in 1930’lu yıllarda Arjantin’de Critica gazetesinin pazar eki için yazdığı yazılardan oluşuyor ve alçaklığın, insanlık var olduğu müddetçe yazılmaya devam edilecek bir tarih türü olduğunu anlatıyor.

Kütüphanemin çok eski sakinlerinden olan bu kitabı içine eklemek istediğim alçaklık hikayeleri için bir kez daha hayret ve öfke ile okudum. İçine eklediğim yeni alçaklık hikayelerini ise bu sayfaları daha fazla kirletmemek için burada tekrar etmek istemedim.

Yolunu şaşırmış ve vicdanını kaybetmiş her ruhu sonsuzlukta bekleyen kendi suretinde bir alev dağı olduğuna dair inancınızı kaybetmeden siz de belki bu alçaklık hikayelerine bakmak ve yenilerini eklemek isteyebilirsiniz.

“Alçaklığın Evrensel Tarihi”, Jorge Luis Borges, Çeviren; Celal Üster, İletişim Yayınları.