IMG_1860Elimde çok uzak bir geçmişten bana denizin, ayın ve gençliğimizin kokusunu getiren bir resim var. Uzak, hülyalı bir ülkenin hatıralarını taşıyor. Kalbimi acıtıyor.

Çok genç, çok aşık, çok kederli, çok neşeli ve çok güzeliz. Tenimiz, üzerine yıldız tozları dökülmüş gibi parlıyor. Olan yaralarımız daha pes pembe. Herkes birbiriyle arkadaş. Ezelden ebede götüreceğimize inandığımız bir neşe ile hareli etrafımız.

Manolya dediğimiz ve neredeyse bütün öğleden sonramızı geçirdiğimiz çay bahçesinde yaşlı çınarın altında iki tahta masayı birleştirmişiz.  Hep beraber olmaktan mutlu ve gençliğin bu kadar hızlı geçeceğine inanmayan saf çocuklarız. Öyle direkt bakmışız objektife nasıl desem sanki o fütursuz neşeyi ve o pür safiyeti yeşil yaprakların arasında sonsuzluğa çivilemişiz.

Bunca sene sonra yeniden gitsem o bahçeye hepimizin gençliğini o çınarın altında bulsam ve tek tek göstersem “bakın” desem “bakın daha hiç kimse gitmemiş, hava sonbahara dönmemiş ve Küçük Ayı henüz meydanda yok! , Burak, Ali, Serap hala bizimle ve umudun sınırsız şefkati tupturuncu bir ay gibi üzerimizde.

Bir akşam vakti, üstelik her şey, bütün hayat yerli yerindeyken beni böyle nakavt eden ve insafsız bir melankoliye sürükleyen resmi tam da yerinde; Anna Karanina’nın içinde buldum. 184. sayfaya yapışmış ve yıllardır hiç sesini çıkarmadan beni darmadağın edeceği bu geceyi kollamış.

Resimde, Serap tam karşımda oturmuş, Aslı ile Metin’in yanına. Ben Banu’nun omzunun üstünden başımı çevirip gülümserken, Oodirekt objektife bakmış. Gülen gözlerinin kenarına bir parça toz gibi yapışmış bir keder var oysa daha çok genciz çocukluktan neşeli bir telaşla henüz kurtulmuşuz. Keder tropik bir hayvan, egzotik bir bitki  gibi bizim güzel ülkemize henüz gelmemiş.

Keder çok sonraları Levent’te bir apartmanın ikinci katında başka bir çınar ağacını gören odada, Mehmet’in kalbinde patlayan silahla girecek hayatımıza. Aç bir hayvan gibi iştahla yemlenirken Serap’ı ve Mehmet’i götürecek yanında.

“Niye?” dedim Serap’a ellerini tutabildiğim o kısacık anda ” Niye!! ”

“Beni artık sevmediğini anladığım için” dedi.

O kadar güzel, o kadar aşık ve o kadar umutsuzdu ki…. İncecik kollarının ucunda yaprak gibi titreyen elleri o gün sigarasını bile yakamayacak ama beş sene sonra aynı odada Mehmet’in yanına gitmesine kararlılıkla yardım edecekti.

“ Bazı aşklar ölmek bazıları yaşamak içindir. Sadece çok azı bu dünya ve öbür dünya içindir”  Anna Karanina’nın ilk sayfasına 17. Doğum günüm için yazmış.