IMG_1392

Oidipus; benim kör kralım, kadersizim! Bahtı kıyamete benzeyen başka krallar başka kahramanlar da tanıdım ama hiçbirini senin kadar avutmak istemedim.

Oidipus’un trajedisi, hep dibe doğru ilerleyen devinimi ve yapışkan sularıyla bir bataklığa benzer. İyi bir evlat, iyi bir koca ve iyi bir baba olmak için her çırpınışında bataklığa biraz daha gömülür.

Doğumunun hemen öncesinde kahinler annesi İokaste’ye  yazılan kaderi söylerler: Büyüdüğünde Thebai Kralı olan babasını öldürecek ve annesiyle evlenecektir. Bu korkunç sondan kaçmak için Oidipus doğar doğmaz  bir dağ başındaki ağaca tek ayağından asılarak bırakılır. Bir çoban tarafından bulunur  ve çocuğu olmayan Korinthos kralına armağan olarak sunulur. Burada öz evlat gibi sarılıp sarmalanan Oidipus, büyüdüğünde Korinthos’dan ayrılır ve Delphi tapınağındaki kahinlere geleceğini danışmak üzere yola çıkar. Hikayesinin bundan sonrası kaçmaya çalıştığı kaderine doğru hızla akar. Kaderinde yazılı olan babasını öldürüp annesiyle evleneceğidir. Bir ölümlü için yazılabilecek bu en dikenli, en merhametsiz yazgıyla yüzleşmek istemeyen Oidipus yollara düşer. Maksadı annesi ve babasının yaşadığı Korinthos’tan uzaklaşabildiği kadar uzaklaşmaktır.. Gittiği yolu geleceğe doğru akan düz bir çizgi olarak hayal ederek yürür ancak dolaştığı sadece çemberin etrafıdır.

Oidipus’un bütün keskin zekasına ve iyi kalbine rağmen bilmediği ama öğrenmekle yükümlü olduğu şey,  seçtiğimiz kaderi her canımız sıkıldığında değiştiremeyeceğimizdir. Burada Oidipus’un cehenneme benzeyen kaderini bi kenara bırakıp Platon’un kader hakkında söylediklerine bakalım, belki o zaman Oidipus’a sadece acımaz, hakkı olan öfkeyi de teslim ederiz. Klasik Yunan’da kaderi, kader tanrıçaları olan Moria’lar dağıtır. Üç bakire kızkardeşten oluşan Morialar; Klotho, Lakhesis ve Astropos’tur. İnsanoğlu döle düşer düşmez tanrıçalar onun ömür ipliğini bükmeye koyulur ve kaderden kendilerine düşen payı verirler. Platon, işte bize bu kader kirmeninin önünden geçen ruhları anlatır:

“ Ruhlar gelir gelmez Moria tanrıçalarından Lakhesis’in önüne çıkmışlar. Önce bir rahip onları sıraya dizmiş, sonra Lakhesis’in dizlerinden kura sayılarını ve hayat örneklerini almış, yüksek bir kürsüye çıkıp bağırmış: Kaderin kızı Lakhesis’in buyruğunu dinleyin! Yeniden ölümlü bir hayata doğacaksınız. Bir kader perisi seçmeyecek sizi, kader perinizi siz seçeceksiniz. Herkes kendine düşen sırayla Kader’in kendini bağlayacağı hayatı seçecek! İyiliğe gelince, onun sahibi yoktur; kim iyiliğe ne kadar karar verirse, o kadar iyilikten payı olur. Herkes seçtiği hayatttan kendi sorumludur. Tanrı karışmaz buna. Bütün ruhlar hayatlarını seçtikten sonra gene aynı sırayla Lakhesis’e yaklaşırlar. Lakhesis her birine kendi perisini verir; bu peri hayatı boyunca ona hizmet eder ve ruhu seçtiği kadere göre yaşatır. Peri, ilk önce ruhu Klotho’ya götürüp çevirdiği kirmenin içinden geçirir ki ruh seçtiği kadere bağlansın. Ardından diğer kader tanrıçası Atropos, Klotho’nun eğirdiği kaderi çözülmez hale sokar ve sonunda ruh hiç arkasını dönmeden Kader tahtının önüne gelip eğilirek seçtiği kadere razı olduğunu belirtir”

Platon’un aktardığına bakacak olursak Oidipus da kendi kaderini kendi seçmiştir. Bu hayatta öğreneceği şey de seçtiği kadere her koşulda rıza göstermektir. Oidipus, kehanetin hepsi gerçekleştikten sonra onu görmemek için iğneyle gözlerini kör eder. Artık hem kaderiyle savaşmaktan hem de içinde yüzdüğü bataklığı görmekten bıkmıştır. Neden diye düşünür sık sık, neden bütün bunlar benim başıma geldi? Bu vebalin hiçbiri benim değil! Ne babamı öldürmeyi ne de annemle evlenmeyi istedim!

Sophokles, bütün yaratılmışlar içinde en zor kaderlerden birini seçen Oidipus’u anlatırken merhametini hiç esirgemez. Bize sürekli aslında Oidipus’un iyi bir insan olmak için ne kadar çabaladığını, doğru yolu seçmek için ne kadar uğraştığını anlatır. Bütün tragedya boyunca Sophokles’in en az Oidipus kadar acı çeken sesini duyarız, kahramanı bataklıkta nefes almaya çalıştıkça onun da ciğerleri acır, kaderinin her kavşağında onun da kalbini gölgeler sarar. Sophokles’in Oidipus’a gösterdiği bu babacan şefkatin sebebi kahramanının kalbini bilmesidir!

Şöyle anlatır ölüme gidişini:

“Hades’te acımasız karanlığı şefkatle açılarak içine çekti onu.

İnleyerek, acıyla kıvranarak değil, 

Diğer ölümlülerden farklı, başı dimdik geçti karşı tarafa.

Söylediklerime inanmayan çıkarsa da, çalışmayacağım fikrini değiştirmeye.”

“Neden?” derseniz, çünkü; kaderin niyeti kadere, kalbin niyeti bize aittir.

 

Kral Oidipus, Sophokles, Çeviri: Bedrettin Tuncel, İş Bankası Kültür Yayınları.

Oidipus Kolonos’ta, Sophokles, Çeviri: Ari Çokona, İş Bankası Kültür Yayınları. 

Devlet, Platon, Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu- M.Ali Cimcoz, İş Bankası Kültür Yayınları.