IMG_3195

Tuhaf ve hiç olmayacak insanlara aşık olmak gibi gökyüzünü seyre dalmak da dikeni bol huysuz ruhların işidir. Bu huzursuz ve her daim mahzun ruhların en müstesna ismi de hiç şüphe yok ki Vincent Van Gogh’dur. Kesik kulağı da zaten ruhundaki dikenlerin eşsiz güzellikteki imzasıdır.

Vincent, Kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda aşık olduğu iki kadından bahseder. Biri dul ve çocuklu kuzeni Kee, diğeri ise sokakta rastladığı hamile bir fahişedir.

Her iki aşkı da tahmin edilebileceği gibi bahar rüzgarları kadar hafif aşklar değildir. İki kadın da kendinden oldukça büyük, hayatın kederleriyle çoktan tanışmış, neşelerini geçen yıllar içinde kaybetmiş, üzgün kadınlardır. Vincent’in onlarda bulduğu şey muhtemelen hayatta ve resimlerinde ölesiye aradığı gerçeklik duygusudur. Yapay, hayata iliştirilmiş gibi duran hiçbir şeyi kendine yakın görmediği için ruhundaki en tanıdık şeye; kedere yönelmiş ve kalbi de şıp diye bu kadınları seçmiştir.

Amcasının kızı Kee’ye duyduğu saplantılı aşktan hemen sonra rastladığı hamile fahişe için Theo’ya mektup yazar. Olanca içtenlikle yazılmış bu mektuplarda Kee ile fahişenin aşkı iç içe geçmiş, karaya oturan koca bir gemi gibi Vincent’in kalbine yerleşmiştir.

“ Ondan başka hiç kimse olamaz (Kee için) dedikten sonra nasıl başka bir kadına gidersin diye sordum kendime…. Güzel değil, genç değil, hiçbir dikkat çekici özelliği yok ama belki de nasıl bir şey olduğunu merak edersin. Oldukça uzun boylu, iri yapılı biriydi; elleri Kee’ninki gibi yumuşak hanım elleri değil, çok çalışan birinin elleri… Bir sürü derdi olduğu ilk başta ilk bakışta anlaşılıyordu, yaşamı hiç de kolay geçmemişti… Theo, o hafif solmuşluğun, üstünden yaşamın geçtiği belli olan o elle tutulmaz şeyin benim için öyle harika çekiciliği var ki..

Kee’yi düşündüğümde hâlâ “ondan başkası olamaz” diyorsam da, din adamlarının lanetledikleri, suçladıkları türden kadınlara olan eğilimim hiç de yeni değil. O duygu Kee’ye olan sevgimden çok önceden beri var. Yapayalnız ve kimsesiz ve sahipsiz yarı hasta yarı bezgin bu kadınların arkasından bakmış ve onları alıp götüren adamlara gıpta etmiştim…. Kee’yi sevmemim binlerce nedeni var, ama artık yaşama da gerçekliği de inandığım için eskisi kadar soyut düşüncelere dalmıyorum..”     1881 Etten. 

Aşkta gerçeğe ve kedere duyduğu hayranlık resim yaparken de Vincent’in yakasını bırakmaz. Onun gerçeklik algısı düşten paçasını sıyırmış ruhunu tamamen kaybetmiş bir gerçeklik değildir. Aksine onun gerçeği, düşlediğini resmettiğinde pişmanlık duymayacağı bir saflıktır. Seher yıldızının büyüklüğünden, güneşin otların üzerine yayılan haşmetinden ve ekin demetlerinin üzerinde bir orak gibi parlayan yeni aydan sarhoş olur. Gökyüzünü, bulutları, gezegenleri, yıldızları, ayı hiç bıkmadan günlerce izler ve onları da ruhundaki dikenler gibi özenle tuvale yerleştirir. Bu gerçeğin peşinde tükenen ruhun yıldızları, tuvale rastgele yerleştirilmiş parlaklıklar değil resmin çizildiği tarihteki gökyüzünün birebir yansımasıdır.

Bu gerçeklik saplantısı Vincent’in resimlerindeki gökyüzünün peşinde koşan astronomların işini büyük ölçüde kolaylaştırmış ve resimlerin yapılış tarihlerini saatlerine varan bir kesinlikle bulmalarına yardımcı olmuştur.

Van Gogh’un Theo’ya yazdığı mektuplar, topoğrafya haritaları ve gökyüzü günlükleri karşılaştırarak incelendiğinde “Ay’ın Doğuşu” tablosundaki gökyüzünün tarihine ulaşılmış. Ekin demetlerinin sarılığı ve ayın bir portakal dilimi gibi dağların tepesine asılışı 13 Temmuz 1889 saat 21- 08’ i işaret ediyormuş.

IMG_3182

Gezegen anaforlarının semaya yayıldığı “Saint Remy Üzerindeki Yıldızlı Gece” tablosu ise Ay’ın ilk hilal evresinden ve Venüs’ün ufukta belirmesinden anlaşıldığı gibi 25 Mayıs 1889’da sabaha karşı 04-40’da yapılmış.

IMG_3181

Dev bir yıldızın geceyi aydınlattığı “Beyaz Ev” in ise batı ufkunda bir elmas gibi ışıldayan Venüs yıldızına bakarak 16 Haziran 1890 tarihinde gün doğumunda yapıldığı bulunmuş.

IMG_3184

Provence kırlarında bir kulağı sargılı, kızıl saçlı, kambur, yüzünde ölümün izi olan bir adam var, kısa bir süre sonra akıl hastanesine yatacak ve sonra hiç acımadan kendini vuracak. Durmadan, gece gündüz resim yapıyor, fırçasını yıldızları yakalamak ister gibi gökyüzüne uzatıyor ve hep kederli kadınları seviyor.

Theo’ya Mektuplar, Çeviren: Pınar Kür, Yapı Kredi Yayınları.

Van Gogh resimlerinin tarihleri; Focus Dergisi “ Astronom Van Gogh” makalesinden alınmıştır.