IMG_4427

Tıp tıp tıp.. Mutfakta su damlatan musluk da olmasa zamanın boşlukta asılı kaldığını sandığım bir Pazar günü.. Uzandığım kanapede bu dinginliği kırıp parçalayacak ilk sesin, ilk hareketin nereden geleceğini bekliyorum. Tıp tıp tıp.. sanki bütün evren damlayan musluğun içine hapsolmuş gibi.. Ne sokakta, ne sonbahar ışığı ile dolmuş evde akan zamana dair bir iz var..Durgun bir göl suyunda yüzüyor gibiyim.. Derken açık balkon kapısından vızıldayarak giren bir karasinekle beraber zaman kaotik bir ritme bürünüyor. Sinek siyah kafasını salonun duvarlarına çarparak uçarken üç kedim uyudukları yerden çılgınlar gibi fırlıyor. Artık musluğun ânı eşit parçalara bölen sesine, sineğin bozuk, kestirilemeyen vızıltısı karışıyor. Yırtılılıp, sökülmesinden korkutuğum zaman artık delik deşik.. Şimdi tekrar kitabıma geri dönebilirim. Juniçiro Tanizaki’nin “Bir kedi, Bir adam ve İki kadın” isimli novellasını okuyorum. Lili adında bir kedinin etrafında örülen hikaye de musluktan gelen kaçak tıpırtılar gibi yumuşak darbelerle bölünen hayatları anlatıyor.

Kitap her ne kadar Şozo isimli bir adamla onun eski ve yeni karısı arasında kedi üzerinden yürüyen rekabeti anlatsa da asıl derdi “büyüyemeyen erkeğin dramı!”

Bu, ergenlikten hemen önceki yaşlarda takılıp kalmış erkeklik hali, hikayenin en derininde bir gemi enkazı gibi yatıyor. Şozo da tıpkı devinimini kaybetmiş, haşmetli gövdesini midyelerin insafına bırakmış batık gibi kendini kadınların insafına terketmiş. Eski karısı Şinako ve yeni karısı Fukuko’nun Şozo’yla olan sorunları, kendilerinden çok kedisi Lili’yi sevmesi.  Şozo’nun asıl derdi ise annesinin eteklerine yapışmış yedi yaşındaki Şozo’yu geride bırakıp gerçek bir yetişkin olamaması. Gerçi Şozo, saki içecek, bilardo oynayacak, kedi besleyecek, iki kere evlenecek, ilk karısını annesiyle bir olup evden kovacak kadar büyümüştür ama bir türlü yetişkin olacak fırsatı bulamamıştır.

Gerçek dünyadaki oyun alanı Annesi İşii’nin ona sunduğu daracık bir koridordur. Bu koridorun ışığı az, çıkış kapısı her daim kapalı ve eni hayatı içine sığdıramayacak kadar dardır. Şozocuğun bu sıkışık alanda kendini güvenle teslim edebileceği tek sevgi ise kedisi Lili’nin sevgisidir.

Şozo’nun tuhaf ve tuhaf olduğu kadar dramatik hikayesini okumadan hemen önce büyüyemeyen erkeklere bir yol haritası çizen “ Satürn’ün Gölgesinde” isimli kitabı okumuştum. Erkek ruhunun yaralanmasını ve iyileşmesini anlatan kitap çocuk kalmış erkekler için bir yol haritası sunuyordu. Yetişkin olabilmek ve annenin gölgesinden sıyrılabilmek için acılı bir erginlenmenin önemini anlatan bu kitabı Şozo’nun okumasını çok isterdim. Sorumluluğun reddini bir tür tembellik olarak yaşayan bütün hemcinsleri gibi kolaylık olsun diye de Şozo için en önemli yerin altını çizerdim:

“ Anne arketipi doğanın ikili niteliğini yansıtır; hem verendir, hem de geri alandır. Yüce Ana hem yaratan hem de yok eden, doğuran ve ortadan kaldıran bir yaşam gücünü temsil eder. Baba arketipi de iki yönlüdür. Baba, yaşam, ışık ve enerji verir (ama maalesef Şazo, babası küçükken öldüğü için o enerjiden ve ışıktan yoksun kalmıştır). Tarihsel olarak güneşle ilişkilendşrilmesinde şaşılacak bir yan yoktur. Bu yüzden aynı zamanda kurutur ve ezer. Babayla yaşananlar olumluysa, çocuk deneyim yoluyla gücü ve desteği öğrenir, kendi kaynaklarının zenginleştiğini hisseder. Babayla yaşananlar olumsuzsa kırılgan ruh ezilir.

Çocuk annesi yoluyla dünyayı besleyici, koruyucu bir ortam olarak yaşar. Anne aynı zamanda anne kompleksini harekete geçirir; erkek çocuk, çocuksu ve bağımlı kalmak istemiyorsa bu kompleksi dönüştürmeli ve aşmalıdır. Annenin dünyasından ayrılıp babaların dünyasına girmelidir. Bütün mitoloji iki büyük mitoloji kaynağının değişkenlerini işleyerek ortaya çıkmıştır. Yüce Ana mitolojisi büyük döngüdür, ölüm ve diriliş motifidir. Ebedi Geri Dönüştür!

Gök Baba mitolojisi ise arayıştır, saflıktan deneyime, karanlıktan aydınlığa, evden ufuk çizgisine yapılan yolculuktur!”

Şozo, bunları okuyup iyice anlamış olsaydı evden ufuk çizgisine doğru hiç durmadan koşardı.. Belki böylece zamanın tıpırtılarla tekrarlayan döngüsünü kırar ve Lili’yi istediği gibi sevebilirdi.

Koş Şozo! Evden uzağa, ufuk çizgisine doğru koş ! Arkana hiç bakma sakın! sadece yetişkin olmak için değil Lili’yi göğsünde uyutabilmek için de koş!

“Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın”, Juniçiro Tanizaki, Çeviren: Sinan Ceylan, Jaguar Kitap.

 “Satürn’ün Gölgesinde”, James Hollis, Çeviren: Suğra Öncü, Sistem Yayıncılık.