IMG_5748

Yok edicileri ve onların korkunç sonunu hatırlatan hikayelere bazen daha çok ihtiyaç duyarız. Kabusların da bir sonu olduğunu müjdeleyen bu kadim bilgilerin zamanı çoğunlukla karanlık günlerin bitişine yakındır. Güçlerini her anlatışta ve her ürperişte yeniden kazanan bu masallar bazen bir ağıta bazen de neşeli bir şarkıya denk düşerler. Çoğunlukla şu ya da bu nedenlerle büyüyememiş dolayısıyla da hep kız çocuk olmaya yazgılı kadınların tabutları ardından söylenirler. İşte bu yüzden de kederli zamanlarda bir ağıta, o ağıta kulak verip yok ediciden kurtulanlar için de neşeli bir anın şarkısına dönüşürler.

Yok edicinin adı, hangi yaşta ve hangi biçimde olursa olsun Mavi Sakaldır. Kız çocuğunun adı ise çoğu zaman farklı, yazgısı ise sezgilerinin gücüne göre değişime açıktır. Hepsinin hikayesi şu çok bilinen masaldaki gibi başlar. Baştan çıkarıcı vaatlerini, karanlığının arkasına saklamak konusunda hünerli bir adam avına yaklaşır. Avı, çoğunlukla kendinden küçük, tecrübesiz ve yok edicinin sundukları karşısında kolay heyecana kapılan bir kadın çocuktur. Parıltıya, şatafata, sevgi diye önüne konan atıklara kolay kanar ve Mavi Sakal’ın evlilik teklifini kabul eder.

Bu evlilik çocuk kadın için ilk eşiğin aşılması ve hayatının bir ağıta ya da neşeli bir şarkıya dönüşecek kısmının başlangıcı olur. Eski kemiklerin sesi duyulana ve rutubetli bir mezar da kendisi için kazılan kadar bu yuva sandığı yerde oyalanmaya devam edecektir. Yeni hayatı ilk başlarda tıpkı masalda olduğu gibi eğlencelidir. Mavi Sakal, yeni gelini rahat ettirmek için bütün imkanlarını önüne serer; bu kimi durumda hayallerinin hepsini karşılayacak ihtişamda bir sınıf atlamaya kimi zamanda baba evinin karanlığından, monotonluğundan ya da sefaletinden kurtulmaya denk gelebilir.

Her durumda da çocuk kadın için Mavi Sakal’la evlenmesi bir eşiğin aşılması ve hikayesinin yeni bölümünün yazılmasıdır. Çoğu zaman içinde aşk yoktur ama mutlaka geleceğe dair erken inen bir merak vardır. Çünkü çocuk kadınlar kendi geleceklerini kurma konusunda hemcinslerine göre daha tez canlı, daha meraklı ve daha savrukturlar. Üstelik uzaktaki sonu okuma konusunda da miyopluk dereceleri diğerlerinden daha fazladır.

Çocuk kadınların ürpertici hikayesi bu izlek üzerinden devam eder ve bilinen sona doğru hızla ilerler. Masaldan bildiğimiz gibi Mavi Sakal’ın tek isteği, çocuk kadının küçük anahtarın açacağı kapının ardına bakmasıdır. Onun dışında evin her yeri, her köşesi çocuk kadına serbesttir.. Ama o küçük anahtarın açacağı oda… Karanlığa açılan koridorun sonundaki “o” oda..

Ne vardır odanın içinde… Ve aslında oda kimin içindedir? Çocuk kadının mı? Mavi Sakalın mı? Evin mi?

Oda, tüm cinayet mahalleri gibi hem katilin, hem maktulün hem de ona bakanın içindedir.. Çocuk kadın, sezgilerini dinleyip önce kendi içindeki karanlık odaya bakar ve orada yok edicinin tutsak ettiği ruhunu görür.. Merakı, istekleri ve hayalleri emilmiş ruhuyla göz göze gelir… Mavi Sakal’ın diğer kurbanlarının cesetlerini ona bulduran da bu cesareti olacaktır; can çekişen ruhuna bakabilme cesareti…Her zaman değil ama çoğu zaman odaya gizlenmiş o kadınların kan sızan cesetleri de çocuk kadının bir başka parçasını temsil edecektir. Etrafa dağılmış bunca et, kan ve kemiğin her birinde hayallerinden bir parça vardır.. Yok edici her hayalini öldürmüş, her ümidini kimsesiz ceset parçaları gibi üst üste yığmıştır.. Çürümeye tutmuş, kurtlanmaya başlamış her et parçası, çocuk kadının eski neşesinden arta kalanlardır..

Mavi Sakal, her yaşta ve her yerde görülen bir yok edici, ışık emicidir. Kurbanları ise adları ve miyopluk dereceleri değişen çocuk kadınlardır..

Masalın sonunda hep bir ağızdan söylenecek şeyin ağıt mı yoksa baharı müjdeleyen bir şarkı mı olacağı ise çocuk kadınların kapıyı açabilecek cesaretlerine kalmıştır.. Oysa açılmaması tembih edilen kapılar bütün tehditlere rağmen açılmalı ve bütün ölüler baharda güneşe çıkarılmalıdır… Çünkü bahar, ölmek için değil yaşamak için güzel bir mevsimdir ve güzel geçmesi için de belli kuralları vardır:

1- Mavi Sakal’ la karşılaşıldığında ve onun için bir ava dönüştüğünüzü anladığınızda ilk yapılacak şey, iç sesinizi dinlemektir.

2- Bir kadının içindeki ses her zaman bilge kadının sesidir ve asla yanılmaz. Mavi Sakal’ı uzaktan tanır ve “ Kaççç” diye bağırır.

3- Nezaket her zaman gerekli değildir. Özellikle bir yok ediciye karşı nazik olmak zaman kaybıdır.

4- Yok edicinin buyrukları, yasakları ve tehditleri o anahtarı çevirmeniz ve  kapıyı açmanız için sizi cesaretlendirecektir. Bırakın bağırsın..

5- Kapılar ve anahtarlar her zaman kurtuluşun sembolleridir. Odanın İçine       bakmaktan ve kurbanları görmekten korkmayın…

6-  Yok ediciler ve ışık hırsızlarının en korktuğu şey odaya bakabildiğiniz gibi içinize de bakabilme gücünüzdür..

7- Yok edicinin buyruklarına itaat etmek sizi baharı karşılamaktan alıkoyacak ve gençliğinizden kurtlanmış bir hayalet yaratacaktır O yüzden nezaket kadar gereksiz ve en az onun kadar ölümcüldür.

8- Cesaret özellikle kadınlar arasında bulaşıcıdır..

Mavi Sakal’ların şatosundan geçen ve karanlık odanın kapısını açan bütün kadınların kadınlar günü kutlu, açamayanların ağıtlarını duyacak cesareti toplamak boynumuzun borcu olsun..

Bir kurtla koşamamış, ışığı emilmiş, öldürülmüş, ağıtları duyulmamış ve bahara ulaşamamış bütün kadınlara hürmetle..

“Kurtlarla Koşan Kadınlar”ın ilhamıyla…