IMG_5929

“Bana bir buket kasırga ve fırtına getirdi, ben de onları kırık bir vazoya yerleştirdim.”*

Yunan mitolojisine göre Hades’e yani ölüler diyarına girmeden önce bu hayata ait göreceğimiz son yüz kayıkçı Charon’un yüzüdür. Cimri, mızmız ve inatçı ihtiyarın teki olduğuyla ilgili yaygın rivayetler vardır. Hakkında anlatılanlara inanacak olursak musibetliğinin yanında paraya olan düşkünlüğü sebebiyle de karton üzerinde “wc 1 lira” diye yazan tuvalet bekçilerine benzer. Yanınızda bozuk para yoksa nasıl dizleriniz birbirine bitişik tuvaletin önünde kalakalırsanız Charon’un da parasını hazır etmediyseniz Hades’ten içeri giremezsiniz.

Charon, her yolcudan bir Obolos alır. Yaklaşık bir liraya tekabül eden bu bozukluğunuz cebinizde değilse Hades’in kapısı size açılmaz. Hades’e ulaşamamak ilk bakışta iyi bir şey gibi gözükse de sonucu yüz yıl sürecek baş dönmesi ve mide bulantısıdır. Çünkü kadim yasalar gereği kayıkçı Charon’un parasını vermeyen ruhlar yüz koca yıl deli danalar gibi boşlukta dolanıp duracaklardır.

Bu anlatılanlar Charon’u para peşinde koşan hasis bir ruh olduğunu ima etse de itibar etmeme hakkımızı saklı tutmakta fayda vardır. Zira Homeros, Apuleius, Dante gibi erkek ozanlar fıtratları gereği bedel ödemeyi sevmedikleri için Charon konusunda da haksızlık yapmış olabilirler. Örneğin Homeros’un anlattıklarına bakacak olursak Charon’un kayıkçılık yaptığı Styks nehri öyle her babayiğidin kürek sallayacağı bir yer değildir; Uzun kavaklar ve kısır söğütlerden oluşan karanlık Persephone koruluğu ile çevrili, derin anaforlarla bezeli tekinsiz bir nehirdir. Buna rağmen Charon ezelden ebede yaptığı onca seferden birinde dahi kayığında taşıdığı ruhlardan herhangi birini nehrin sularında kaybetmemiştir.

Hermes’in eşliğinde kayığın yanına kadar gelen ruhlar eğer ağızlarının içinde transfer ücreti olan bir Obolos’u taşıyorlarsa kalitesi hiçbir koşulda değişmeyen bu hizmetten kim olduklarına bakılmaksızın yararlanırlar. Zengin, fakir kahraman, kurban, genç, yaşlı Charon için farketmez. Sonuçta yolculuk süresi, şartları, güzergahı ve peşin alınan ücreti ile profesyonel bir hizmettir bu.

Styks nehri üzerinde yaz kış demeden, ruhları derin anaforlara düşürmeden ve kayığı bataklığa saplamadan taşımanın bedava olması gerektiğinin iması ise erkek zihnin bencilliğidir. Homeros, Apuleius ve Dante’yi gücendirmek pahasına bunun yüzlerine söylenmesi Choron’un hakkını teslim için gereklidir. Ve zannımca çok idraksiz, eril yanları dişi tarfalarına galebe çalmış kadınlar hariç Charon’un parasını hazır etmeden kayığa binmeye çalışan aklı başında tek kadın yoktur! Niye derseniz çünkü kadınlar bir ruhu incitmeden taşımanın ne kadar zor olduğunu kendi hayatları boyunca sayısız kez deneyimlemişlerdir. Bu yüzden her kadın, kendi ruhunu bir kuşu taşır gibi oradan oraya döküp saçmadan taşıdığı sayısız hayat tecrübesi geçirmiş ve kendi kendisinin kayıkçısı olmuştur.

O usta kayıkçılardan birinin Maya Angeleou’nun şiirlerini okudum bu hafta. Bir kölenin, bir siyahın, tecavüze uğramış bir çocuğun, terkedilmiş bir kadının, bir fahişenin, bir yoksulun, bir bulaşıkçının, yalnız bir annenin şiirleriydi bunlar. Ama asla bir kurbanın değil…IMG_5932

Maya Angeleou, tıpkı Charon gibi ruhunu, anaforların en şiddetlisinden, fırtınaların en uğultulusundan geçirip bir sonraki istasyona sağ sağlim ulaştırabilenlerden. Felaket temalı bir hayatın içinden geçip, aktivist, yazar, sinema sanatçısı, senarist, şair ve en önemlisi kendine acımayan mutlu bir kadın olabilmeyi başarmış usta kayıkçılardan biri. Hayatın ona verdiği bir buket kasırgayı ve fıtınayı kırık bir vazoya koyup kendine ışıklı bir ömür yaratanlardan… Kayıkçılığın maharet gerektiğini bilenlerden.. Charon’un Obolos’unu önceden hazır edip son transferde Dante gibi, Homeros gibi sızlanmayanlardan…

 “ Nihayet varılmış

son bir aşk,

kırpmalı kanatlarımızı,

yasaklamalı yeniden uçmayı.

 Fakat ben, şimdi

Darmadağınım, kafam karışık

Havalanıyorum

Hızlanıyorum ışığa doğru…”

Maya’nın karanlık yolları bir ışık bahçesine çeviren şiirlerinden birini meşale yapıp Charon’la karşılaşmaya öyle hazırlanmalı.. Ne de olsa keskin virajlarda kendi ruhunu kaybetmemeyi bilenler içindeki kayıkçıyla çok önceden tanışmış olanlardır..Sadece onlar hiç sızlanmadan Charon’un parasını öder..

* Spencer Holst

“Kafesteki Kuşun Şarkısı”, Maya Angelou, Çeviri: Faris Kuseyri, Ayrıntı Yayınları..

Kapak resmi: Paul Klee